Kaybolan Detaylar Üzerine

Dijital SLR'lerin tavan yaptığı, bir anda -ben de dahil- geniş kitlelerin fotoğrafçılığa ilgi duymaya başladığı zamanlarda, üreticiler de megapiksel yarışına girişmiş, birbiri ardına yüksek çözünürlüklü kameralar çıkarmaya başlamıştı. O zamanlar internet ortamının en hararetli ortamı forumlardı bir de sanırım. Pek çok kullanıcı hangi kamerayı, lensi alsam diye araştırır, bitmek tükenmez tartışmalar yaşanırdı. Gerçi bu dediklerim belli mecralarda hala oluyor. Ama benim gözümde şu an piyasada hiç kötü kamera yok. Hele şu an kullandığım 5-6 yıllık Sony a57 ile kıyaslanırsa hiç yok. Netleme hızları, ekranlar, yüksek ISO başarımı, kablosuz fotoğraf transferi vs, hemen hepsi birbirine çok benzer seviyede. Seçim yapmaya gelince, elimdeki lensleri değerlendirmek, elimde hiç lens yoksa o markanın prime lens fiyatlarını incelemek, marka arayüz aşinalığı veya kameranın dış görüşünün hoşuma gitmesi gibi kıstaslar doğrultusunda herhangi bir kamerayı alsam pişman olacağımı sanmıyorum.

Hoş, bu fiyatlar ve benim içimde bulunduğum durum doğrultusunda yakın zamanda kameramı değiştirmem epey zor görünüyor. Zaten tüm bunları yeni kamera alacak olduğum için de yazmıyorum. Ancak telefonların bile çılgın megapikseller seviyesine yükseldiği bir devirde, bütün fotoğraf camiasının tek bir sosyal medyaya, Instagram'a odaklanmış olmasına uyuz oluyorum.


Konudan bağımsız fotoğraflarla konuyu görünür kılma çabamı hoş görmenizi umuyorum. Veya bu yazıyı, son zamanlarda çektiğim bir kaç fotoğrafı blogda paylaşmayı isteyip de ortak bir paydada buluşturamadığım için yazıyor da olabilirim. Arada fotoğraf olması sizin de yararınıza hem.

Ne diyordum? Instagram ve camianın buraya üşüşmüş olması. Bakın ben Instagram karşıtı birisi değilim. Sosyal medya karşıtı da değilim. Zamanın ruhu böyle gerektiriyorsa böyledir der, kendi menfaatim doğrultusunda yararlanmaya çalışırım. Bazı günler ekşisözlük'te Instagram başlığı altında dakikalar içinde "sahte dünya; yapmacık gülüşler; herkes çok mutlu zaten ya; hı kesin öyledir; yediğinizden bize ne birader; insanlar çürümüş; hava atma yarışları; en iyi tatile sen gittin zaten," gibisinden onlarca entry girilip eleştirildiğine şahit oluyorum.

Ancak daha önce de dediğim gibi, ben herhangi bir aracı kendi menfaatlerim doğrultusunda kullanmakta ısrarcıyım ve bu dediğim, görece yakın akraba ve arkadaşlarımı Instagram takip listemden çıkarmamı gerektiriyorsa onu da yaparım. Yapıyorum da. Benim bu platformu kullanma amacım diğerlerinden farklı olabilir. İnsanların sahte gülüşleri ilgi alanıma girmiyorsa, öyle paylaşım yapan insanları takip etmem olur biter. Eleştirilen bu durum ne Instagram uygulamasının ne de o tarz içerik paylaşanların suçu.

Sokak fotoğrafçılığı yeteneklerim böyle şeylerden ibaret

Bu tarz içerikleri (moda, ünlüler, oyuncular, mankenler, para babaları, ıvır zıvır şeyler) takip etmiyorum diye kimse beni de suçlayamaz. Benim takip listem ise kabaca, dünyaca ünlü Magnum fotoğrafçılarından tutun da Nat Geo'ya katkı sağlayanlara, outdoor spor malzemeleri üreticisi markalardan, belgesel kameramanlarına, Pulitzer ödüllü fotoğrafçılardan, model çekimi yapan Rus veya Ukraynalı fotoğrafçılara uzanan geniş bir skalayı kapsıyor. Hatta 35mm filmli bir kamera ile yıllardır fotoğraf çekmesem bile Kodak'ı ve analog çekim yaptığını bildiğim fotoğrafçıları da takip ediyorum. Yüzdesel olarak en çok payı dağ-bayır, doğa, manzara çeken fotoğrafçılar oluşturuyor sanırım akış kaynağımda.

Peki ne için? Farklı fotoğraflar görüp, farklı bakış açıları ile bakabilmek, gözümü beslemek ve nihayetinde kendimi geliştirebilmek için. İşte bu platformu kullanmaktaki temel motivasyonum bu diyebilirim. Menfaatim bu yani. Yoksa uygulamanın ilk çıktığı zaman adını altığı "Insta-" ön eki artık hiç bir anlam ifade etmiyor benim için.


Şimdi şöyle bir fotoğraf çekiyorum, sonra eve gelip hafıza kartını bilgisayara takıp görüntüleri aktarıyorum, kötü fotoğrafları eliyor, siliyorum. Kalan sağları belli düzenlemelerden geçiriyorum. Sonra da paylaşacağım görüntüyü telefona aktarıp Instagram'a atıyorum ve bu anlık paylaşım olmuyor haliyle. Pek çok son kullanıcı hala anlık görüntüler paylaşma amacıyla kullansa da (bunda yanlış bir şey yok elbette), benim esas takipçisi olduğum kullanıcılar, benle aşağı yukarı aynı rotayı izliyor. Bakın tüm bunları Instagram'ı aklamak ve övmek için yazmıyorum. Sahibi olan Zuckerberg'i zerre sevmiyorum, Facebook da kullanmıyorum (hesabımı kalıcı olarak sildim ~6 ay önce). Ama yukarıda bahsettiğim -kişisel- faydaları yüzünden kullanmaktan keyif alıyorum. 

Kötü yönleri hiç mi yok peki? Bağımlılık yaratması, çok vakit alması, zengin insanların sürekli lüks harcamalar yapıp diğerlerinin psikolojisini bozması gibi konular, sadece konunun uzmanlarının görüş bildireceği şeyler olsa gerek (epey kaynak vardır bunla ilgili). Ben ise sizleri yazının başlığını tekrar okumaya davet ediyorum. Detaylar, evet ve bu yüzden sana laflar hazırladım Instagram ve sen haksızsın.

Eh, kolay değil tabi dakikada kim bilir kaç yüz bin fotoğraf yükleniyor, bedavaya (!) bu kadar fotoğrafı barındırmak için sıkıştırmak, küçültmek gerekebiliyor ama sence de 2019'a yaklaştığımız şu günlerde şu fotoğraf çözünürlükleri biraz haksızlık değil mi? Vaktiyle kamera üreticileri şimdi ise daha çok telefon üreticileri, her yıl çuval dolusu para ile şu sensörü nasıl yapsak da 20 milyon piksele bölsek, nasıl daha iyi detay alsak diye ar-ge yaparken bu senin yaptığın şerefsizlik değil mi?


Söyle bana Instagram, ben bu fotoğrafı çekerken kuşla göz göze gelmek için beklerken, senin kuşu adeta silip atman reva mı? Değil. Haksızsın, kabul et. Tamam kuşun gözü sahiden küçük ama sen tamamen hiç ediyorsun, bu mu adaletin? Ben bu fotoğrafı eşe dosta göstermek için 30x20 cm bastırıp evlerine mi göndermeliyim illa?

Neymiş, kare ise 1080x1080, dikey (portre) ise 1080x1350, yatay ise 1080x566 piksel çözünürlükte oluyormuş. Tamam, Instagram mobil bir uygulama ve insanlar bu fotoğraflara telefon ekranından bakıyor ama ekranları bu boyutların ötesinde çözünürlüğe sahip telefonlar olmakla birlikte, küçük ekranda olup fotoğrafı büyütmek istediğimizde bile büyü bozuluyor.

Halbuki Facebook öyle değil. Google+ (bunu kullananı var mı?) da öyle değil. Twitter bile öyle değil.  Hele hele Flickr hiç öyle değil. 1 tb ücretsiz depolama ve tam çözünürlükte fotoğraf yükleme/paylaşma hakkı veriyor adamlar. Bakın ben yıllardır raw + jpg çekiyorum ve tüm arşivimin boyutu ~400 gb falan. 1 TB depolama çok büyük bence. Ve ücretsiz. Buralara yüklenince niye küçülmüyor da Instagram hunharca küçültüyor?


Öyleyse ben neden Flickr kullanmıyorum? Kullanan kimse kalmadı da ondan! Ta 2006 yılında ilk hesabımı açmıştım. O zamanki kompak kameramla çektiğim fotoğrafları paylaşıyor, DSLR ile çekilen fotoğraflara bakıp iç geçiriyor ve gruplardaki tartışmaları takip ediyordum. Flickr ise başına gelecekleri görmekte geç kaldı. Mobil platformlara çok geç adapte oldu. O sırada millet henüz 5 mp telefonlarının çektiği dandik ışıklı fotoğraflarını görece daha hoş görünmesi için Instagram filtrelerini kurcalamakla meşguldü. Şimdi sen tam çözünürlükte 1 TB alan versen de kimse sana ayağını sürmüyor. Eskiden ücretsiz fotoğraf atma sınırı varken bile daha aktif olan paylaşım grupları toz tutmuş... İşte bunlar hep öngörü eksikliği. Beylik laf gibi görünebilir ama söz gelimi tarım şirketiniz varsa rakiplerinizi takip ederken 1 birim çaba harcıyorsanız, teknoloji ve yazılım işinde 5 birim çaba harcamanız gerekebilir.

Aslında hala çok kötü değil ve kullanan bir kısım insan var. Ama burada benim temel aldığım esas kıstas, benim takip ettiğim kimsenin (yukarıda bahsettiğim ünlü fotoğrafçılar, Nat Geo, Magnum gibi kuruluşlar ve diğerleri) Flickr'ı kullanmıyor olması. Hesabımı sileli 1 yıldan fazla oldu sanırım. Silmeden önce yaptığım son paylaşımlar 8-9 görüntüleme alıyordu en fazla. Hadi Flickr'a yükledim sonra da linkini alıp Twitter'da paylaştım desen, o da işe yaramıyor. İnsanlar üşengeç, bir şeye tıklamıyor kimse.


Instagram da bundan besleniyor zaten. İnsanlar kolaya kaçmaya bayılır. O yüzden çıkarıp telefonu şak çekersin, iki de filtre atıp yoluna bakarsın. Pratik olsun da gerisi önemli değildir. Bunda da abes bir durum yok elbette. Günümüzde insanların vakti zaten kısıtlıyken herkesten aynı şeye zaman ayırmasını beklemek saçma olur. Hem zaten benim takip ettiğim fotoğrafçılar bugün Flickr'a taşınsa bile insanlar onları yine sadece telefonlarından takip edeceği için çok atla deve bir fark olmayacak. İyisi mi her şeyi zamana bırakmak. Bakarsın 5 yıl sonra daha başka bir şey çıkar...

Yorumlar