Güneşi Görenler ve Moda Sahilinin İşgali

Selam blog. 

Parçalı bulutlu aralardan sonra arada yazayım diyorum birkaç satır. Hayatımın en garip kış mevsimini bir şekilde sağ salim atlattım diyebilirim. Bilen bilir, ben yaz insanıyım, o yüzden baharın gelmesini sevinçle karşılayanlardanım. Yazın sıcaktan da şikayet etmişliğim var pek tabi ama, olay sadece sıcak-soğuk olarak değerlendirilmemeli diye düşünüyorum. Her ne kadar İskandinav menşeli türlü metal grubunun atmosferik karanlıklarını sevsem de havanın kasveti bir noktadan sonra bir bunalımdan çıkarıp diğerine sokuyor beni. Yoksa soğuksa soğuk, kar yağarsa o kadar etkilenmiyorum önceki gönderide yazdığım üzere.

Neyse çok uzattım. Baharın ayak sesleri, havanın güneşli olması (aslında belirli saat dilimlerinde hala ayaz olması sorun değil bakın) beni dışarı çıkmaya itiyor. Peki nereye dışarı? Bizim kadim uğrak yerlerimizden Kadıköy her zaman uyar bana. Burak'la sözleşiyoruz. Bizim meşhur goygoy günlerimiz vardır böyle. Bu kez dolunay filan yoksa da sahillerde olmak güzeldir diyoruz.


Kadıköy sahilden başladık yürümeye aslında ama bilmeyenler için diyorum, üstteki fotoğraf Moda sahili. Bahar gelince içinde çiçekler açan tek kişi ben değilim demek ki. Hafta sonu olmasının da etkisiyle güneşi gören sahile atmış kendini. Yalnız yaz kış ben ne zaman gelsem bu/veya bir başkası artık bilmiyorum baloncu burada.


Demiştim güneşi gören gelmiş diye. O gün bütün kayalıklar bu şekilde gruplar halinde oturan insanlar tarafından zapt edilmişti.

Eh bu kadar insan yeyip içince bunun bazı sıkıntıları olabiliyor. Ve fakat buraya takılan kitle genellikle okumuş etmiş insanlar olduğu için çevre bilinci var diyebiliriz. Sağda solda pek atık yok nihayetinde.


Biz de çimlerde demleniyoruz. Sohbet, aynı goygoylar, bazen fotoğraf veya biraz sinema.

Kitleler halinde alkol tüketmenin bir de çıktı tarafı var doğal olarak. Bu ise bir diğer sıkıntı. Kadın tuvaletlerinde kuyruk her zaman daha uzun olur ama burada eşit diyebiliriz. Ha bizim tarafta işler daha hızlı ilerliyor, o ayrı:

Bakın bu fotoğrafı Alex Webb çekse ortalığı ayağa kaldırırsınız vay lan fotoğrafa bak diye... Ama Sinan Ceylan çekine meh, diyorsunuz:

Neyse... Bakın Burak'ı kaç yıldır tanırım ve Burak sırt çantası olmadan sokağa çıkmaz. Burak aynı zamanda kedi dostudur ve yanında hep böyle durumlar için mama taşır.

Gerçi Kadıköy teyzeleri bu coğrafyada aç kedi komaz ama biz yine de bunları görünce dayanamadık.

Hava giderek kararıyor tabi.



Gece oldu olacak. Dönüş yoluna koyuluyoruz. Bunu takip etmedim o gece, artık Venüs müdür, Jüpiter mi bilmiyorum ama pek bir parlaktı doğrusu.


Malum semti seviyoruz ama kira pahalı buralarda. Avrupa yakasının yolcusuyuz. Denize doyamadık fakat, bir de feribot ayazı yiyelim diyoruz. 


Haydarpaşa selamlıyor bizi. Selamlar bizden paşam, saygılar diyoruz...

Yorumlar