Hasat Dolunayı ile Sonbaharı Kucaklamak

Selam blog.

Hareketli bir yaz mevsimine veda etmek üzereyiz. Bu yaz iyi-kötü bir yerlere gidip denize girebildik en azından. Ve sıcaklardan biraz bunaldım açıkçası. O yüzden Eylül'ün ortasını da geçirdik, ilerleyen günlerde biraz olsun serinleriz diye düşünüyorum. Aslında ay sonunda tatil planımız var ama çaktırmayın...

Neyse. Şimdi esas mesele, benim yeni bir kamera almış olmam. Evet, aylar yıllar sonra bir dSLR aldım. Sony SLT a57. Aslında SLR değil, SLT. Ama bunlara takılmayalım şimdi. Neden Sony peki? İlk SLR kameram Sony Alpha a100'dü. Ondan kalma bir turuncu alfa logosu özlemi desem veya hedeflediğim lensler mi desem? Buna en aşağıda yanıt vereyim.

Diğer daha bi esas mesele ise, başlıkta yazdığı üzere Hasat Dolunayı. Hem yeni ekipmanları kurcalayıp denemek, hem Merdivenlerde 2 bira içip serinlemek için bundan iyi fırsat olamazdı. Burak'a haber uçurup plan yaptıktan sonra merdivenlerde buluştuk.

Cihangir Merdivenler, İstanbul'un en iyi manzaralarından birisini sunar ve ortamı güzeldir. Genelde herkes kendi nevalesini getirip yanındakiler ile demlenir. Biz de öyle yapalım dedik.

Cihangir Merdivenler

Peki ben burada dolunayın görüleceğini nereden biliyorum? Buraya daha önce Eylem'le defalarca gelmiştik. O zamanlardan birinde muhteşem bir dolunayın doğuşuna şahitlik etmiştik de oradan. O yüzden şüphem yoktu konumun doğru olduğuna.

Ve zaten biz daha henüz merdivenlere oturmuşken Ay'ın yükselmeye başladığını gördük. Koşa koşa indik çünkü daha tripodu filan kurmak gerekiyordu. Ve bu teknik aksaklıkları giderdikten sonra, ben ilk fotoğrafımı çektim:

Artık ileri geri çeşitli fotoğraflar deniyordum. Üsküdar üzerinde yükselen Ay:

Yalnız dakikalar içinde Ay yükselip hava karardı bile. Yükseldikçe sarımtırak renklerden kurtulup her zamanki gümüş tonlarına bürünüyordu Dolunay:

Burak ise kısacık bir time-lapse yaptı:

Sanırım bu kadar fotoğraf yeterliydi. Manzaranın tadını çıkarıp goygoya devam etmeliydik. Şerefine Hasat Dolunayı, hoş geldin güz. Elveda nem, elveda buharlaştırıcı sıcaklar...
________________________

Ekipman mevzusuna dönecek olursak:
Aldığım set; Tamron 17-50mm f/2.8 ve yine Tamron 70-300mm Macro. Neden bu lensler? 17-50mm olan lensin diyaframı sabit f/2.8 ve bu çok iyi bir şey. Tele lens ise ucuz ve fiyatına göre iş yapar bir lens olduğu için. Bakınız yukarıdaki fotoğraflar bu tele lens ile çekildi. Tamam 1:1 kesit koysam iştahınız kaçar belki ama fiyatı ortada.

Peki neden Sony, aynı lensler diğer markalarda da var? Evet var ama diğer markalarda gövdede titreşim engelleyici mekanizma yok. Steady Shot benim için çeldirici noktaydı. Böylece lenslerde IS/VR her neyse, olmadan daha ucuza alabilir, gerisini kameraya bırakabilirdim. Nitekim öyle yaptım. Videosu, hareketli ekranı vs gibi özellikleri de diğer önemli noktalar elbette.

Öyle işte blog. Bakalım neler çekeceğiz.

Yorumlar