Düsseldorf'ta İlk Gün

Selam blog.

Nihayet bi kaç kare fotoğrafı evirip çevirdikten sonra ekleyerek yazmaya başlıyorum. Bakın Düsseldorf benim gerçek anlamda gittiğim ilk Avrupa kenti. Bundan önceki Avrupa maceram Taşoz Adası‘ndan ibaretti. Ben de böyle sağa sola merakla bakıp sokaklarda fotoğraf çekerek işe başladım.


Daha önce dediğim gibi, Eylem benim gidişimden 1 ay kadar önce Almanya’ya gitmiş olacaktı. Münster’den Düsseldorf’a gelip beni hava alanında karşıladı. İşte özlüyor insan, 1 ay yani az değil… Ehm.

Trene binip şehir merkezine geldik. Avrupa kentlerinde temel ulaşım –bence- olması gerektiği gibi raylı sistemler üzerine kurulu (ancak olmaması gerektiği kadar da pahalı). İnsanlar bu taşıtlara binerken de birbirini ezmiyor, bindiğinizde de önünüzdeki adam da ağustos sıcağında 3 gündür yıkanmamış gibi iğrenç kokmuyor. Tam hayallerimdeki Avrupa yani.

Sırtımızda çantalar, bir oyana bir bu yana gezdik. Düsseldorf, içinden su kanalları ve nehir geçen bir kent.


Planın aslında bu kentte konaklama yoktu. Geceyi orada burada oyalanıp geçirerek sabahlamayı düşünüyorduk. Ancak çantalar ile gezmek (hadi yük olması dert değil de, bi yere girip çıkmak filan) mesele oluyordu. Sonra en yakındaki hosteli bulup konaklamaya karar verdik (hostelden sonra bahsedeceğim).

Hosteli bulmak biraz zamanımızı aldı. Ararken, yolda karşılaştığımız insanlara hostelin olduğu caddeyi filan soruyorduk. Eylem Almanca, ben İngilizce yardırırken karşılaştığımız iki bakımlı kadın sonunda GPS harita ekranını gösterdiğimiz telefonun Türkçe olduğunu fark edip “Türk müsünüz” diye sordu. Ondan sonra işler biraz daha rayına oturdu.

Bu cadde böyle, pahalı markaların dükkanları ile doluydu. Vitrindeki herhangi 2 ürünü alsak bizim yaptığımız bu turun git-gel uçak biletleri dahil masrafını karşılardı herhalde. Zaten bir sürü zengin Arap da vardı alışveriş yapan. Gene karışıma çıktılar ya burada da… O iki Türk kadından öğrendiğimiz kadarıyla o sıra ayakkabı fuarı varmış, onun da etkisi varmış tabi alışveriş furyasında.

Bir köşeyi dönünce karşınıza birden böyle şeyler çıkabiliyor.

Burası St. John Kilisesi. Almanca ismiyle: Johanneskirche.

Tabi ki heykeller de mimarilerin önemli bir parçası. Yani aynı binadan 3. fotoğraf bu ama yapacak bir şey yok.
Johanneskirche
Königsallee ya da kısaca Kö, Caddesindeki köprüden bir manzara:

Sonracığıma sokak sokak gezerken hava hafiften kararmaya başladığında biz nehir kenarına gelmiştik.

Düsseldorf Nehri ve Rhine Tower alaca karanlıkta böyle görünüyordu:
 Rhine Tower
Nehire yakın caddelerde eğlence mekanları ve barlar vardı. Eh tabi sabahtan beri yürüyoruz, arada pit-stop yapmayalım mı arkadaşlar? Biz de uğradık şöyle bir. Ancak sınırlı sayıdaki güneşli yaz günlerinin tadını tam anlamıyla çıkarmak isteyen Alman dostlarımız olayı sıkış tıkış mekanlarda kısıtlamayıp sokaklara da dökmüş vaziyetteydi:

Bir de o gece daha önceden tarihini bildiğim “blue moon” dedikleri ay olması gerekiyordu. Ancak ay ortalıkta görünmüyordu. Sanırız o sıra binaların arkasından henüz yükselmekteydi. Sonra bir ara sokaktan geçerken olanca parlaklığıyla mavi ay karşımızdaydı:

Tabi benim emektar GF2 ile Blue Moon bu kadar oldu. Yani oluru bu. Zaten siz de o gün çıkıp bakaydınız abi, ne diye benim fotoğrafıma bakasınız böyle? Bir de böyle çektim geniş açı olarak:

Sonrasında hostele döndük. Hostel dediğim, A&O Hotel Hostel. Zaten adı da biraz şaibeli, ne hostel ne otel. Niye derseniz hostel standardı için fazla lüks. En kalabalığı 4 kişilik oda. Banyo ve tuvaletler odaya özel. Duş jeli, şampuan vs. mevcut. Biz de 4 kişilik oda aldık ancak bizden başka kimse gelmedi o gece. O bağlamda hostel atmosferi yaşayabilmiş değildik. Yolu düşen olursa gitsin, çok temiz bi yerdi. Tavsiye ederiz.

Ertesi sabah yola tekrar çıktık. İstasyonda Bruges’a giden tren bizi bekliyordu.

Devamı gelecek...

Özel not: İstasyonun oradaki Simit Sarayı’nda çalışan Hidayet abiye ayrıca teşekkür ederiz ama. Sağ olsun, çok yardımcı oldu bir hususta. Ne kadar teşekkür etsek az kendisine.
___________________________
Karne:
Seyahat güncesinde 1. gün. 1. şehir.
Nereden geldik: Ben İstanbul, Eylem Münster
Nerede konakladık: A&O Hostel Hotel
Hostel notu: 4.5/5

Yorumlar