İstanbul'da Kar: Vol. 2

Selam blog.

Şimdi şöyle, kar dediğimiz yağış biçimi coğrafyamızda bizim kış dediğimiz mevsim diliminde kendini gösteren bir doğa olayı. Ve Kuzey Avrupa ülkelerinden tutun da Kanada, Rusya gibi pek çok ülkede zaten çok daha yoğun miktarda yağan, yılın işte bilmem kaç ayı yerden kalkmayan bir şey aslında. O yüzden çok da şey edilmemesi gerekiyor ama işte, şuncacık kar İstanbul'u altüst edebiliyorsa (elbette bunun sorumlusu kar değil ahmak insanlardır), demek ki ben de bundan nemalanıp blogda post kasabilirim. 

Şimdi arkadaşlar, YTÜ Davutpaşa Kampüsündeki Teknopark'ta çalışıyorum. Bu fotoğrafta kar yok, zaten olay da bu. Sabah 8 buçuk sıralarında işe giderken çektim bu fotoğrafı. Kampüsün girişi, bilen bilir.


Yani bırakın karı, bulut bile yok. Mavi gökyüzü ve şubat ayında nadir ortaya çıkan kış güneşi. Ve bu aşağıdaki fotoğrafı da akşam ofisten çıktığımda çektim:

Nasıl ya, di mi? Acayip bir dönüşüm oldu havada. Bu akşam pek bi atraksiyon çıkmadı. Eve gittim. Ertesi gün işe giderken bu kez güneş filan yoktu tabi. 
Şirinevler Meydanı
Ben toplu taşıma insanıyım. Hem bu havada, İstanbul'da, kendi arabana bineceksin? 

Hadi benim bisikletim bile yok, bırak arabayı. Bakın kampüse girdim, manzara bu. Taksiye binsen fayda eder mi?

Üstelik de ofise gidene kadar sağda solda fotoğraf çekmeye fırsatım oldu. 

YTÜ Davutpaşa kampüsü büyük bir yerleşke gerçekten. Köpekler filan da var.
Dogs of YTU diye belgesel proje yapacaktım ben bi ara.
Öğleden sonra ise hava açar gibi oldu.

Aslında uğraşsan daha iyi şeyler çıkardı buralardan. Biraz daha geniş açı lens filan olsa yani. Fakat hazır erken çıktık kar bahanesiyle, eve gideyim dedim. Kampüsten çıkmadan önce bir de panorama çektim:

Eve dönerken Şirinevler'de bir sokakta çektim bu fotoğrafı. Bölgede yaşayan çok sayıda Suriyeli sığınmacı var.

Eve girmeden önce ise kar tekrar bastırdı. Bizim evin önündeki cadde:

Öyle işte. Kar güzel şey ama, oynadık filan. Kardan adam yaptık Eylemle.

Yorumlar