8. Beyoğlu Sahaf Festivalinden İzlenimler

Selam blog. Bu yıl sekizincisi düzenlenen sahaf festivaline gittim. Saatlerce vakit harcadım. Çeşitli kitaplara bakındım. Bazılarını aldım. Listemde olmayan bazı güzel kitapları da aldım denk geldikçe. İstanbul’da olmanın çok güzel bir yönü bu. Güzel bir ortam oluyor gerçekten. Geçen sene de gitmiştim ama burada yazmadım.

Kimi zaman yalnız, kimi zaman Eylem ile, kimi zaman da Burak ile gittim. Ortam güzel. İş çıkışı gelen var, okul çıkışı gelenler var. Yağmur yağıyorsa şemsiyesi ile gelen var, benim gibi dımdızlak gidip ıslananı var. Böyle şen şakrak aslında. Tamam haftasonları çok gelen olduğu için gezmek sıkıntı oluyor, kitabı eline alıp iki bakamıyorsun bile. Sıkış tıkış ama ne yapalım, herkesin vakit uymuyor elbette.


Fakat –aslında bazıları doğrudan festival ile ilgili değil, sahafların kendileri ile ilgili- pürüzler var bence. Sahaf kültürü de popülerleştikçe işin cılkı çıkıyor galiba. Festivale ilk senesinden beri gelen birisi değilim elbette, keşke olsam. Belki önceki senelerde böyle değildi. Ama bazı şeyler neresinden tutarsan tut, elinde kalacak gibi görünüyor.

Mesela bazı dükkanların önünde seçmece kitaplar oluyor. Marketlerdeki sepetler gibi. Teki 2-3 lira. Bazıları 5 lira. Bazılarında teki 4; 3 tane alırsan 10 lira filan. Çoğu vasıfsız kitaplar. Yani tamam hepsini incelemedim, okumadım ama, şöyle bir bakınca belli işte. Genelleme yapıyorum affedersiniz. ama seven arkadaşlar da varsa gelsin yazsın. Mantık çerçevesinde tartışalım. Bana da öğretin bu işin inceliği varsa. Bu yazdıklarım da kalsın, silmeyeceğim.


Dergi eki, bilmem ne sayfası, saçma sapan yazılı kaynaklar, tanımadığınız insanların özel fotoğrafları, eski gazeteler filan da var. Bunları da ne demeye satıyorlar bilmiyorum. Bakın arkadaşlar, bugün dünyadaki doğal kaynakların durumu belli. Kesilecek ağaç da kalmadı (kalanları da kesip mobilya mı yapacak adamlar, kitap mı basacaklar, ne yapacaklar). Bunları toptan geri dönüşüme satın yahu. Verin bedavaya ya da. Bilmiyorum. İnanın ekonomik olarak (bireysel değilse de ülke bazında kesin) çok daha faydalı olacaktır.


Sahaflar plak satabilir. Kaset (?!), CD satabilir. Satsınlar tabi. Ama bu işi “Issız Adam” romantizmine dökmenin ne anlamı var? Plak deyince aklınıza eski Yeşilçam müzikleri mi geliyor sadece? Cem Karaca, Barış Manço mu geliyor? Yetti be yahu.

Yağmur festivalin en büyük düşmanı. İlk damlalar düşünce esnaf hemen branda açıyor.
Sonra işte Cihat Duman gidip sahaf festivaline romantiklerin çöplüğü filan diye bir sürü laf ediyor. Tabi eder. Haklı adam. Bakın biz sahaflara, yine Issız Adam’daki gibi “vay efendim eski kitap, yaşanmışlığı vardır, bunu ilk okuyan adam şimdi kim bilir ne yapıyordur, içinden yazılı not çıkar mı bilmem ne triplerine girerek gitmiyoruz. İşim olmaz şahsen. Olay tamamen duygusal.


Murakami’nin kitapları olmuş 35-40 lira arası mağazada. Hadi İnternet’ten aldık diyelim, D&R, İdefix (= yine D&R), Eganba vb var ama, kargo parası işe girince yine pahalı oluyor. Tamam bu kitabı sahafların sitelerinden (Nadir Kitap, Gitti Gidiyor vb)’den aldık diyelim, yine kargo, yine pahalı oluyor. Sahafları gezip aradığını bulduğunda ise çok daha ucuza geliyor. 20-25 liraya bulunabiliyor. Ben buna bakıyorum, bana eski sahibinin yaşadıklarından... Az paraya daha çok alıp daha çok okumak (ya da satın almak) istiyorum, hepsi bu.

Parayı parayla satanlar da var.
Festivalde ilk baskı kitapların da ayrı bir yeri oluyor. Tabi burada, kitaplar birer fetiş objesine dönüştürülüp insanların zaaflarından yararlanmaya başlıyor insanlar ama bir yandan, kitabına göre, biraz daha pahalı olmalarına hak vermiyor değilim. Burada küçük bir servet yatıyor:


Nuri Bilge Ceylan’ın Aydın karakteri gibi eleştirdim sanki. Ama yazmadan da edemedim. Çok rahatsız olsam zaten gitmem. Fakat böyle bir etkinlik varken, biraz daha çeki düzen verilse daha iyi olmaz mı diyorum sadece. 



Neticede o veya bu şekilde kitaba bu kadar ilgi olması güzel bir şey. Çok ciddiye almalık bir yazı değil, gönüller şen olsun... 

Yorumlar