Belgrad Ormanında Soluklanmak

Selam Blog.

Havalar iyice soğumadan ve bu güzel Ekim ayını daha verimli kullanmak adına dün şöyle bir Belgrad Ormanına gidelim dedik. Aslında Haziran aynında arboretuma yaptığımız gezinti sırasında kıyısından köşesinden orman sınırlarına girdik diye düşünüyorum ama yine de ilk defa gidecektik diyelim.



Yani ben size şimdi ormanın nesini anlatayım aslında bilmiyorum. Hani karşımıza aslan kaplan çıkacak hali de yok. O yüzden bu yukarıda gördüğünüz patikaya sapıp tutturduk yolu. Sıkılana kadar gittik.

Sonbahar yağmurları ile elbette mantarlar patlamış. Bildiğiniz üzere mantarları seviyorum. Zaten benim ormanlardan keyif almam için aslan kaplan olmasa da olur. Temiz hava alsak yeterli.

Bunların türünü bilsem keşke. Geniş aile kurmuşlar.
Bu arkadaşlar ise çürümüş bir kütük üzerine çöreklenmişler. Doğa böyle işte. Düzen düşene tekme atmaktan ibaret. :(

Neyse işte. Sadece kuş sesleri eşliğinde ilerlemeye devam ettik.

Başka mantarlar da karşıma çıkıyordu:

Ağaçlar bazen sıklaşıp bazen seyrekleştiği için ışık da değişiyor elbet. Yapacak bir şey yok.

Ve üstelik sadece mantarlar da yok orman yüzeyinde:
Çiğdem
Bu da oldukça enteresan göründü gözüme. Ağaç gövdesinde böyle duruyor. Püskül filan diye arattım ama tabi ki türüne dair bi bilgiye ulaşamadım. Bilen beri gelsin.

Velhasıl, ormanda olmak güzel geldi bünyeye. Temiz hava aldık, yanımızda getirdiğimiz atıştırmalıkları mideye indirip dolaştık. Araçsız veya en kötü bisikletsiz olmak dahi yıldırıcı bir olay İstanbul'da. Toplu taşıma sizin faaliyet kapasitenizi belirlediği için belli bir saatte dönmeye karar verdik. Bu da son fotoğraf olsun:

Öyle işte.

Yorumlar