Heybeliada’da Baharı Hissetmek

Selam blog.

Bakın ben 9-6 yollarında gidip gelmeye başladığımdan beri buralarda pek aktif olamadım. Bu bir gerçek. Ve İstanbul’un metrekare başında en çok beton düşen yerlerinden Şişli’de yaşadığım için baharın gelişini de pek hissetmedim. Tamam artık evde otururken camları açık bırakabiliyoruz da…

Eylem Reis işte, beni adalara götürdü. Adalar dediğime bakmayın, Heybeliada tabi ki. Biz sabahın ilk vapuruna 2 dk farkla ucu ucuna yetiştik. Hava kapalıydı biraz da, açar mı açmaz mı derken kahvaltı yapıp birer bisiklet kiralayıp keşfe çıktık.



Doğudan güneş yükseldikçe yine o taraftan bulutlar da eksiliyordu. İlla ki açacaktı hava.

Ve gün ortasında, tam baharlık, baharın geldiğini gerçekten hissedebileceğiniz bir hava ile turumuza devam ettik.


Zaten ada öyle atla deve büyük bir yer değil. Gidip çıkılacak yerler sayılı. Hele ki bisikletle daha hızlı oluyor bu süreçler. Arada yine merkeze inmişiz.
Heybeliada İskelesi
Sonra yine kırlara çıkmışız.

Ya bir de, ayıptır göstermesi çilek yedik. Bildiğin çilek. Ben bu sene daha yememiştim. Ama biraz dönüp dolaşarak da olsa Alman Plajı’na gidip orada yedik. Yediğim en güzel çilekti…

Bu güzel gezi ve bana rehberlik ettiği için canım Eylem’e tekrar teşekkür ederim.

Oh. Bahar gelmiş gerçekten. Özlemişim hem böyle şeyler yapmayı hem bisiklete binmeyi. Çimlere uzanın siz de bir yerele gidip. Bir bakın göğe… 

Yorumlar