Bisiklete Veda

Merhaba blog.

Bu kez bisiklete veda konuşması yapmak için yazıyorum. Yani, benim açımdam bakılırsa belki de zaten haddinden fazla dayandım bile denilebilir. Genelde bir şeyle arama soğukluk girince çok fazla dayanamam ve hemen elimden çıkarmaya çalışırım.

Bu bisikletimi ilk aldığım orijinal hali (aslında gayet de iyiydi). Aldığım gün, hevesle evin önünde bunu çekmiştim:


Zaten almam da oldu bittiye geldi, bisikletini bana satacağını söyleyip sonra yan çizen (burada sıkıntı yok, başkasına sattım diye yalan atmasaydı bari) birine kızıp hemen almıştım. İşte pireye kızıp yorgan yakan adamın hikayesi burada başlıyor...

Aldıktan henüz 3-4 gün sonra ciddi sayılabilecek (yerden kafamı kaldırdığımda arabanın ön plakası ile aramda 20 cm filan vardı, ciddi olup olmadığı tartışılır) bir trafik kazası geçirdim bu bisikletle. Epey hızla giderken aniden çıkan arabaya çarpmamak için frenlere asıldım ve tekerlekler kızaklayınca kontrolü kaybedip asfalta yapıştım. O günden beri sağ dizim sorunlu.

Ama olsundu. Bisiklet güzeldi sonuçta. Her ne kadar 95% asfalt yol üzerinde kullansam da dağ bisikleti sıfatının hakkını vermek için arada çamura toprağa beraber battığımız da oluyordu:


Sonra olan bütün birikmiş paramla ufak tefek parçalar almaya, bende olanları söküp satmaya başladım. Kendi yatak odam bile atölye gibi olmuştu. Önceki yazılarımda bahsettim uzun uzadıya...

Fakat parça değiştirme işine başlayınca olaylar karmaşık olabiliyor. Kağıt üzerinde kusursuz görünen bir set, bisiklete taktığınızda uyumsuzluk yaratabiliyor. Hevesiniz kursağınızda kalıyor ve canınız sıkılabiliyor. Zaten bir de, bisikletçilere verdiğim montaj paraları var…

Sonunda geçtiğimiz günlerde Gökçeada’ya yaptığım tur sırasında başıma gelen aksilikler yüzünden bisikletten soğudum. Kesin bu bisiklet lanetli filan diye düşünmeye başladım. Nihayetinde radikal bir şekilde bisikleti bileşenlerine ayırarak satmaya karar verdim. 

Bu fotoğraf, bütün ekipmanlar üzerinde Gökçeada'ya kampa giderken çektiğim hali:

Bu da kadrosunun son fotoğrafı:

Bugüne kadar pek çok malzeme de çıktı bisikletim sayesinde. Neler neler. Çok iyi insanlarla tanışmama da vesile oldu. Çok iyi vakit de geçirdik ama, bisikletimin atladığı bir şey vardı. Gezegende uğraştırılacak en son kişi bendim. Ve fazla naz aşık usandırırdı. İşte cin olmadan adam çarpmaya kalkarsan böyle olur dedim bende.

Yok yok, benim içim rahat. Çok çabaladım ben. Ama hayır, şimdi o düşünsün…

Yorumlar