Kabatepe’de Kısa bir Kamp

Merhaba blog,
Hazır ben yeni bisikletim ile işi ilerletmiş Ferit de benim eski emektara çöreklenmiş iken Kabatepe’de  şöyle bir çadır ortamı yapalım dedik. Elimizde 3-5 fotoğraf var, onları paylaşıyorum.
Eşyaları da çantalarımıza yerleştirdik ve büyük bir kararlılıkla evden çıktık. Apartmanın önünde en son bu şekilde yola çıkmaya hazırdık:

Ferit’le ikimiz yerleşeceğimiz çadır alanına geldikten sonra bir an önce plaja inmek istediğimizden hemen çadırı kurmaya başladık. Bu süreçte ikimiz de acemi olduğundan biraz uğraştık ve fotoğraf çekmek hiç aklımıza gelmemiş anlaşılan.
Çadırı kurup geceyi üstünde geçireceğimiz yataklarımızı şişirdikten sonra içerisi böyle görünüyordu. Mantık hatası tam olarak nerede bilmiyorum ama fotoğrafta bu kadar geniş durmasına rağmen aslında oldukça dar.

Sıcaktan yeterince hararet yapmıştık ve denize girip serinlemek istiyorduk. Yüzme malzemelerimizi alıp kamp alanından çıkarken tepeden görünen deniz manzarası şöyleydi:

Evet evet, o turkuaz renginde görülen yerler gerçekten öyle. Diğer yerlerde de yosun yok, son derece zararsız sazlık gibi su altı bitkileri var.
Plaja inip bir yere çöreklendikten ve koruyucu güneş kremini sürdükten sonra daha fazla dayanamazdık. Hemen denize koştuk. Ferto’ya ‘bu rüzgarda işe yaramaz abi bu’ dediysem de, deniz yatağını (gece yatağı aynı zamanda) getirmekten, hatta bana da getirtmekten eksik kalmadı. Sulara atlamadan önceki görüntü:

Sonrası:



Balıklar da vardı üstelik:

Güneş batmaya yaklaşınca karaya çıktık.

Buraya çektiğimiz kısa kliplerden oluşturduğum videoyu koymak istiyorum günün özeti niteliğinde:

Gece oldu, sonra yine sabah oldu. Çadırda sıcakta uyunmaz, bilen bilir. Hemen çadırı terk edip kahvaltılık nevaleleri aldığımız gibi yine günü birlikçilerin alanına gidip ateşimizi yakıp sucuğumuzu kızarttık. Mütevazi kahvaltımız şu şekilde sürüp gitti:

Sonrası yine serin sular...

Böyle.